16 Mart 2011 Çarşamba

2007 ve Sonrasında (Olup) Bitenler - I

Sanırım eski defterleri karıştırmaktan yenileriyle aramı iyice açmışım ki oyunların beni etkileme düzeyi grafiklerinin çok iyi olmasıyla sınırlı kalmaya başlamış son yıllarda. Neyse ki tamamen çöpe atamıyorum hiç birini çünkü birileri bu oyunları derinleştirebilmek ve sadece oyun olmaktan çıkarabilmek için uğraşıyor stüdyolarında. Gelişigüzel olabilmesi çok mümkün olmayan güzellikler de böyle çıkıyor karşıma (hep varsayım). Son 3 yılın şimdiye kadar bitirebildiğim ya da bende miladını doldurmuş oyunlarına şöyle bir göz atalım. (Lütfen bu oyunları yeni oynayabildiğim için şaşırmayınız. Dediğim gibi, şartlar.)

Grand Theft Auto IV (7/10)

Niko! Tut!
Oh ne güzeldir Grand Theft Auto IV, ne iyidir Grand Theft Auto IV, verelim 9'u gitsin. Grafikleri süper, oyun süresi uzun, hikayesi mükemmel falan filan.. Bu masalları neredeyse bütün oyun sitelerinde okuyabilirsiniz. Tahminimce birçok oyuncu da bu şekil söylemlerde bulunacaktır ama benim söyleyeceklerim pek iç açıcı değil Grand Theft Auto IV hakkında. Oyuna müthiş bir hayranlığınız varsa belki de yazının bu kısmının geri kalanını okumamanız daha sağlıklı olacaktır.

Sonsuz Liberty City
Oyuna laf söyleyemeyeceğim birkaç özelliğinden başlayalım. Birincisi kabul ediyorum ki oyun süresi oldukça uzun ve istenirse bir-iki aya yayılabilir rahatlıkla. Fakat bu özelliğinin iyi olduğunu kabul edemem. Bunun da iki nedeni var aklıma gelen; oyundaki görevlerin çoğu neredeyse birbirinin aynısı ve oynadığınız sürenin yarısı yollarda araba sürmek ve başaramadığınız görevleri bir, hatta bazen iki kez daha tekrar etmekle geçiyor.
Tam olarak sayılarını bilmediğim ama oyunda çokça bulunduğundan emin olduğum görevler bir süre sonra tekrar etmeye başlıyor. "Niko git George'u bul öldür" demekle "Git Tayyar'ı öldür" demek arasında ne fark var anlamadım. Rockstar bunu fark etmiş olacak, oyuna ara ara orijinal sayılabilecek görevler (çöpçü kılığına girip çöp kamyonuyla altın toplamak gibi) de koymuş. Ama başarılı olamamış kanımca çünkü oyunun yarısında ilgimi fena halde kaybetmeye başladım.
Oyun haritasının yeterinden büyük olması da iyi bir özellik olarak sayılabilir ama yan etkileri var. Daha önce dediğim gibi oyunun yarısı görevleri yapacağınız yerlere giderken araba sürmekle geçiyor. "Off iki köprü geçicem yine, bi de görevi başaramazsam tekrar geç aynı yerleri.. Çok zor olmasa bari" demekten kendimi alamadım çoğu kez.

Rusları Severim
Laf söyleyemeyeceğim deyip bu kadar saydırdıktan sonra gelelim gerçekten güzel olan yanlarına. Grafikleri ve render/yükleme süreleri açısından gerçekten çok iyi iş çıkarmışlar. Grand Theft Auto III'deki gibi eve ve diğer binalara girip çıkarken oyunun yüklenmesini beklemiyoruz. Ayrıca sinematiklerin tamamının seslendirilmiş ve güzel bir şekilde canlandırılmış olması da güzel olmuş. 3D karakterlerin gerçeklerin yerini tutmaması nedeniyle uzun konuşmalar bazen sıkıcılaşmış olsa da, bulup da bunamamak lazım.

"Ice cold man!"
Bu küçük iltifat kısmından sonra tekrar saydırmaya başlamak istiyorum. Oyunun hikayesi çok güzel bir girişten sonra araya doldurulmuş görevlerle dağılıp gözden kayboluyor, sonlara doğru toparlanmaya çalışılsa da bıkkın gözlerimin dikkatini zerre çekemedi. Sırf bu yüzden oyunu bitirdiğimde bir türlü mutlu olamadım. Sadece bir oyunu daha bitirmenin mutluluğu vardı, Niko'yu özgürlüğüne kavuşturabilmenin değil. Görev olmadığını görünce dakika geçmeden sildim. Çok daha kısa bir şekilde işlenebilecek bir hikayeyi uzatmışlar bence. Bunun çözümü yan sayılabilecek görevleri yapmayı oyuncunun tercihine bırakmak olabilirdi. Bu sayede ana hikaye bittiğinde diğer görevlere koşmak isteyen oyuncular oynamaya devam edebilir, diğerleri de bilgisayarlarını biraz daha mutlu bir şekilde kapatıp uykuya dalabilirlerdi.

Bu genel özelliklerin dışında iyi-kötü ayrıntılara da değinmek ve yazıyı bitirmek istiyorum. Arkadaşıma "Grand Theft Auto IV nasıldı sence?" diye sorduğumda bana ilk olarak araba kullanmanın zevkli ama şehirde görev olmadan gezinmenin sıkıcı olduğundan bahsetti. Gerçekten de ilk iki oyunda bulunan "Kill Frenzy" gibi birkaç güzel etkinlik koyacaklarına bizi güvercin avlamaya ve o kadar da zevkli olmayan "stunt"lara yönlendirmişler ki niye olduğunu bilmiyorum ama Grand Theft Auto III'teki vazoları toplamaya bile daha fazla uğraşmıştım. Oyunun diğer bir yarım bırakılmış gibi derinleşememiş bölümü de kız arkadaş ve internet uğraşıları. "Neden öyle diyorsun? Belki de adamlar geliştirecekler sonraki oyunlarda." diyecek olabilirsiniz. Zaten fikirleri sevdim ben de. Ama bu kadar basit bir şekilde oyuna yerleştirilip oyuncunun vaktini yemesi pek hoş değil. İlk buluşmalara bir hevesle giden ben aynı olayların tekrarlandığını görünce buluşma tekliflerini geri çevirmeye başladım. Sanırım oyunlarda tekrar eden olaylara karşı bir antipatim var.

Bu kadar saydırmama rağmen yine de Grand Theft Auto IV'e 10 üzerinden 7 verirdim diyorum. Bu da sırf oyunun yarısına kadar yüzümdeki gülümsemeyi koruyabilmesi hatrına.


Oyun resmî logosu dışındaki görseller: Patrick Brown


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder